Gözlerini dünyaya açtığın o ilk saniye var ya, işte o an insanlık tarihinin en büyük dramının sahnelendiği perdedir. Alarm çalar. İlk çalmada uyanıp “Harika bir güne merhaba!” diyen insan, muhtemelen ya bir androiddir ya da henüz sorumluluklarla tanışmamış mutlu bir kedi. Normal bir insan evladı için sabah alarmı, kilisede çalan felaket çanlarından farksızdır.
Yataktan Kalkış Operasyonu: 5 Dakikalık Yalanlar Silsilesi
Günün ilk zorluk derecesi yüksek görevi, yataktan çıkmaktır. Telefonu elinize alırsınız ve o efsanevi “5 dakika daha” butonuna basarsınız. O beş dakika, uzay-zaman bükülmesinin en net yaşandığı yerdir. Gözünüzü kapatıp açarsınız ve aradan geçen sürenin aslında 45 dakika olduğunu, işe veya okula geç kalma lüksünüzün de an itibarıyla buharlaştığını fark edersiniz.
İşte tam bu dakikadan sonra evde tam teşekküllü bir Formula 1 pit stop ekibi ruhu başlar:
-
Tek Ayakla Pantolon Giyme Rekoru: Dengeyi sağlamaya çalışırken portmantoya kafa atmak bu etabın standart bir parçasıdır.
-
Diş Fırçalarken Düşünceli Filozof Modu: Diş fırçası ağzınızdayken hayatın anlamını sorgulamak, dünün hatalarını gözden geçirmek ve aynadaki dağınık saçlı o yorgun varlıkla göz göze gelip “Biz bugün de hayatta kalacağız değil mi?” diye fısıldamak.
-
Kahveye Yalvarma Merasimi: Henüz kendinize gelmeden, sırf makineye doğru düzgün düğme basabildiğiniz için kahve makinesine minnet duymak.
Toplu Taşımada veya Trafikte “Herkes Bana Bakıyor” Paranoyası
Sabahın köründe sokağa adım attığınız an, dış dünyanın da size karşı gizli bir ittifak kurduğunu anlarsınız. Toplu taşımadaysanız kulaklığınızın kablosu mutlaka montunuzun fermuarına kör düğüm olur. Ayakta dururken metro her sarsıldığında yanınızdaki kibar amcanın ayağına basmamak için ninja hareketleri yaparsınız.
Camdan dışarı baktığınızda herkesin inanılmaz neşeli, enerjik ve hayatından memnun olduğunu sanırsınız. Oysa bilirsiniz ki trendeki herkesin iç sesi aslında ortak bir haykırıştadır: “Lütfen kimse benimle konuşmasın, kimse göz teması kurmasın, yoksa buraya yığılır kalırım!”
Hayat, sabahları uyanıp o kahveyi içmeyi başarabilen cesur insanlara güzellikler sunar. Ne kadar geç kalırsanız kalın, ne kadar komik şekillere girerseniz girin; günün birinde akşam olup yeniden o yastığa baş koyacağınız hayaliyle her sabah yeniden baştan başlarız. O yüzden kendinize çok yüklenmeyin, kahvenizi yudumlayın ve günün geri kalanını bir şekilde atlatın!

Bir yanıt yazın