Hayatımızda en çok tekrar ettiğimiz cümle nedir diye düşündünüz mü? “Seni seviyorum” mu? “Çay koy da içelim” mi? Hayır, hiçbiri değil. İnsanlığın kolektif bilincinde yankılanan en güçlü cümle şudur: “Yarın ilk iş bunu hallediyorum.” Evet, erteleme hastalığı ya da havalı adıyla procrastination, modern insanın en sadık ve en sinsi arkadaşıdır. İşler birikir, tarihler yaklaşır ama o sihirli yarın bir türlü gelmek bilmez. Peki, biz bu işleri ertelerken aslında arkada nasıl bir operasyon yürütüyoruz?
“Yarın Yaparım” Felsefesi ve Evdeki Gizli Kahramanlar
Bir işi ertelemeye karar verdiğimiz an, beyin garip bir rahatlama seansına girer. O an, dünyadaki en üretken insan bizizdir ama sadece yapmamamız gereken konularda! Örneğin, teslim edilmesi gereken hayati bir rapor veya çalışılması gereken devasa bir sınav vardır. Tam o sırada zihin der ki: “Aaaa, gardıroptaki çorapları renklerine göre dizmenin tam zamanı!”
Erteleme anında evde gerçekleşen bazı olağanüstü olaylar şunlardır:
-
Görünmez Tozların Keşfi: Normalde senelerce gözümüzün görmediği buzdolabının arkası, tam da o acil iş zamanında gözümüze dünyanın en kirlilik yuvası gibi görünür.
-
Akademik Bulaşık Yıkama: Bulaşıkları öyle bir özenle yıkarsınız ki Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gelip mutfağınıza hijyen ödülü verebilir.
-
Ani Yetenek Keşifleri: “Ben neden origami öğrenmiyorum ki?” sorusu tam olarak bitirme tezi yazılacağı gece akla gelir.
Son 15 Dakika Mucizesi ve Süper Kahraman Modu
Tüm gün, hatta tüm hafta ertelenen o devasa iş, teslim saatine son 15 dakika kala birden önemsiz bir ayrıntıya dönüşür. İşte tam bu an, adrenaline doymuş insan beyninin limitsiz gücünü gösterdiği andır. Normalde 3 günde bitecek slayt sunumu, eller klavyede alev alarak 12 dakikada hazırlanır. O anki odaklanma seviyesi NASA kontrol odasında bile yoktur.
Peki, iş bittiğinde ne olur? Derin bir nefes alınır ve o meşhur zafer cümlesi kurulur: “Bir daha asla son ana bırakmayacağım.” Ve tabii ki bir sonraki sefer yine aynı senaryo yaşanır.
İşleri ertelemek, insan doğasının tatlı ama biraz da tehlikeli bir kafeinidir. Önemli olan, o “yarın yaparım” cümlenizdeki “yarın”ın takvimde gerçekten var olan bir güne denk gelmesidir. İşlerinizi ertelerken kendinize çok fazla yüklenmeyin; neticede dünyayı kurtarmıyoruz (kurtaracaksak da yarın kurtarırız, acelesi yok).
Günün sonunda kahvenizi alın, yapılacaklar listenize sevecen bir bakış atın ve unutmayın: Ertelemek de bir nevi zamanı esnetme sanatıdır!

Bir yanıt yazın