Gündüz saatlerinde pürdikkat işimizde veya dersimizdeyken gayet rasyonel, eli açık ama tutumlu bireyleriz. “Yok canım, bu ay harcamalarımı kıstım, sadece zaruri ihtiyaçlar” diyoruz. Fakat ne zaman ki saat gece 01:00’i buluyor, evdeki herkes derin bir uykuya dalıyor; işte o sihirli an başlıyor: Gece Alışverişi Çılgınlığı!

Gözler uykusuzluktan kaymış, parmaklar refleks olarak telefonun ekranındaki o ünlü e-ticaret uygulamasının simgesine tıklamış durumda. Sabah kargoda kapımıza gelecek olan şeyin ne olduğunu bile hatırlamayacağımız o “parlak” objeleri sepete doldurma maratonu resmen başlıyor.
“Bunu Kesin Kullanırım” Yalanının Zirve Yaptığı Anlar
İnsanq gece alışveriş yaparken kendini dünyanın en vizyoner girişimcisi veya en pratik ev kadını/beyi zanneder. Karikatürümüzde de göreceğiniz üzere; normalde hayatınızda hiç mutfağa girip yemek yapmamışken, saat 02:30’da sepetinize portatif ananas dilimleyici, uzaktan kumandalı otomatik makarna süzgeci ve gökkuşağı renkli neon LED şerit eklemeden duramazsınız.
Peki o ürünler gelince ne oluyor?
-
Kutu büyük bir heyecanla açılıyor.
-
Ürüne bakıp “Ben bunu neden aldım lan?” diye boş boş duvara bakılıyor.
-
Ürün, evin bir köşesindeki efsanevi “kullanılmayacak ama atılmayacak da eşyalar” çekmecesine törenle kaldırılıyor.
Gece Alışverişi Bağımlısının 3 Altın Kuralı
-
Sepet Sınırı Yoktur: “Sadece bir şeye bakıp çıkacaktım” cümlesiyle başlanır, sepet 4.000 TL’lik Çin malı ilginç aparatlarla dolar.
-
Kredi Kartı Şifresi Ezberdedir: Gündüz bulamadığınız TC kimlik numaranızı veya kart şifrenizi gece uykulu halde, milisaniyeler içinde hatasız tuşlayabilirsiniz. Bu bir evrimsel mucizedir!
-
Kargo Takibi Bağımlılığı: Sabah ürün kargoya verildiği an, gün boyu “Dağıtımda”, “Şubede”, “Kurye yola çıktı” bildirimlerini ekranı yenileyerek izlemek yaşam gayeniz haline gelir.
Dijital dünyada cüzdanımızı korumak, eskiye nazaran çok daha büyük bir irade savaşı gerektiriyor. O yüzden sevgili Trendgeyik takipçileri; bir dahaki sefere gece yarısı “Bu lazerli kulak temizleme çubuğu hayatımı değiştirecek” hissi geldiğinde derin bir nefes alın, telefonunuzu yastığın altına koyun ve yatın. (Yine de dayanamayıp alanlar varsa yorumlarda buluşalım, yalnız olmadığınızı bilin!)

[…] Türk misafirliği başlı başına bir gelenek, vedalaşmak ise adeta olimpik bir spor! Kapıdan çıkmak üzere olan misafirle ev sahibi arasında yaşanan “Daha otur, yeni geldin!” diyaloğu, yıllardır değişmeyen kültürel miraslarımızdan biri. Peki neden bir Türk evinde “Ben kalkayım artık” demek, eve gelmekten daha uzun sürüyor? […]