Sosyal medyayı açtığımız an karşımıza çıkan “Günde 3 litre su için, 5 dakikada on yaş gençleşin” diyen fit yaşam koçları, modern insanın suçluluk duygusunu tetiklemekte master yapmış durumda. Herkes ekran başında mandalina kabuğu çayı tarifi verirken, bizim buzdolabının önünde gece yarısı serinletici tur atıp patates kızartmasıyle kurduğumuz duygusal bağ maalesef bu trendlere pek uymuyor.
Filtreli Mutfaklardan Gerçek Hayata Dönüş
Eskiden yemek yaparken salçanın kokusu evin her yanını sarardı; şimdi ise “estetik sunum” uğruna tabak süslemekten yemeğin soğuduğu bir çağda yaşıyoruz. Sosyal medyada paylaşılan o kusursuz avokadolu tostlar gerçek hayatta maalesef bizim evde o şekle girmeyi reddediyor. Buzdolabını açıp içi boş raflarla bakışırken, influencer’ların o kusursuz sabah rutinleri gözümüzün önünden film şeridi gibi geçiyor ama bizim elimizde sadece dünden kalan soğuk makarna kalıyor.
Diyet Listeleri ve Vicdan Muhasebesi
Pazartesi günü kesin başlayacağım denilen o efsanevi diyetler, genellikle buzdolabının rafındaki çikolatalı gofretle karşılaşana kadar sürmektedir. “Bir kereden bir şey olmaz” felsefesiyle başlayan süreç, kısa süre içinde kendimizi suçlu hissetmeden dizi izleme seansına dönüşür. Ne de olsa modern insanın en büyük güvencesi, yarın sabah yeniden diyet listesi aramaya başlayacak iradeye (en azından niyetine) sahip olmasıdır.
Sosyal medyanın sunduğu o kusursuz ve pırıltılı yaşam trendleri eğlenceli birer hayalden ibaret olsa da, hayatın en tatlı anları o kusurlu ve neşeli anlarımızda saklıdır. Kalori saymaktan başımız dönse de, en nihayetinde kahkaha ve samimiyet her zaman en iyi diyet arkadaşıdır!

Bir yanıt yazın